Dijital Haciz (Kısa Öykü)

Dijital Haciz (Kısa Öykü)


Mesainin bitmesine bir saat kala son gelişmelere bir göz gezdirmek isteyen Tuna, gördüğü haber karşısında donup kaldı.

“DİJİTAL HACİZ YASASI ONAYLANDI!”

“Bugünden geçerli olmak kaydıyla artık para dışındaki tüm kişisel dijital verilere haciz konulabilecek.”

Tuna, yan masada oturan arkadaşı Serkan’ın dikkatini çekerek… “Şunu gördün mü?” dedi.

Serkan, Tuna’nın monitörüne yaklaşarak haberi hızlıca okudu. Sonra Tuna’ya baktı. Tuna da birkaç saniye sessizce Serkan’a baktıktan sonra sordu. “Bunu nasıl yorumlamamız gerekiyor?”

“Bu tarz şeyleri en iyi Değer bilir. Ona soralım.”

“Tamam, ben arayım onu. Bu akşam bize gelsin.”

“Olur.”

Tuna, mahalleden eski arkadaşları Değer’i telefonla aradı. “Değer mehaba. Bu akşam sen, ben ve Serkan benim evde bir toplanalım diyoruz. Şu dijital haciz yasası hakkında konuşuruz. Ne dersin, uygun musun?”

“Selam Tuna. Tabi ki. Zaten bu konuyla ilgili anlatacaklarım var size.”

“Peki o zaman. Akşam 21.00 diyelim.”

“Tamam. 21.00’de görüşmek üzere o zaman.”

….

Akşam, söylenen saatte Değer geldi.

“Hoş geldin. İçeri gel lütfen. Serkan da az önce gelmişti.”

Önde Tuna, arkada Değer, salona doğru girdiler. Değer ve Serkan göz göze geldiler. “Nasılsın? Nasıl gidiyor?”

Serkan “Endişeliyiz biraz şu an.” dedikten sonra Tuna’ya döndü ve bir iç çekti. Bu sefer Tuna, Değer bakarak “Konuyla ilgili her şeyi bildiğini tahmin ediyoruz.” dedi.

“Böyle şeyleri her zaman takip ederim bilirsiniz.”

Tuna “Hemen konuya girelim o zaman.”

“Öyleyse en baştan başlayalım. Bu yasa bugün çıkmış olsa da bunun altyapısı 5 yıl önce kurgulandı. Verilerin tümünü bulut sunucularında tutan dijital dönüşüm projesi her şeyin başlangıcıydı. İnternete erişim, yörünge uyduları sayesinde dünyanın her yerinden kablosuz olarak ulaşılır hale geldi ve hız sorunu kalmadı. Bu sayede tüm kişisel fotoğraf, video ve her türde belge artık internet üzerinde tutulup, istendiğinde kolayca erişilebilir hale geldi. Fiziki kitap, film, oyun, gazete ve dergi üretimi de durduruldu. Nakit para kullanımı da kalktı.”

Serkan “tüm bu saydıkların hayatımızı kolaylaştıran şeylerdi ama!”

Değer “Evet, öyleydi. Zaten bu tarz teknolojik değişimler her zaman, öncelikle faydalı öne sürülerek pazarlanır. Toplum bunları benimser ve zaman içerisinde normalleştirir, sorgulamamaya başlar. Örneğin, akıllı telefonlar ve mobil internet kullanımı yaygınlaştıkça, telefonlardaki radyo çipleri iptal edildi. Böylece analog radyo dönemi sona erdi. Bu sayede internet servis sağlayıcıları sana daha büyük veri paketleri satabileceklerdi. Bu iş geçmişte oldu. Ve bunu kimse doğru dürüst sorgulamadı.”

Serkan düşünceli bir şekilde “Doğru söylüyorsun bak. Sen söyleyince şimdi farkettim. Telefonlarda radyo gibi basit bir teknoloji artık yok.”

“Şimdi artık tamamen internet radyolarına geçildiği ve internet bağlantı kotası sorunu kalmadığı için bu önemsiz ama geçmişte önemliydi ve böyle bir şey oldu.”
Tuna da başını salladıktan sonra “Bu geçmişte kaldığına göre, yeni olarak ne tür riskler var?”

“Örneğin dijital ortamda bir kitap satın aldın. Bunun, istendiği zaman yayıncı tarafından kullanımdan çekilmesine engel olamıyorsun. Sana belki para iadesi yapıyorlar. Ancak kitabın da elinden gidiyor. Fiziki kitap satın aldığında böyle bir durum söz konusu olmazdı. Kitabı satın aldığında, fiziki ömrü boyunca senin olurdu. Dijital satın almalarda ise yayıncının müdahale hakkı var.”

Serkan “Bundan haberim yoktu.”

“Haberin olmaz tabi. Çünkü o devasa kullanıcı sözleşmeleri sen okuma diye varlar.”

Serkan “Sadece bu mu peki? Başka ne zararı oldu?”

“Her şeyin dijitalize olması demek, senin hakkındaki her şeyin de firmalar ve devletler tarafından bilinmesi demek. Gizlin saklın kalmadı. Tüm para hareketlerini, ne izlediğini, kimle hangi fotoğrafta yer aldığını biliyorlar. Tabi ki oturup bunlara tek tek bakmıyorlar, bu işi büyük veriyi işleyen yapay zekâya yaptırıyorlar.”

Tuna “Peki bu yeni yasanın getirdiği riskin tam açıklaması nedir bizim için?”

“Bunun için de yine geriye gitmemiz gerekiyor. Bu dijital dönüşüm projesi, sadece her şeyin dijital ortama aktarımı değildi. Aynı zamanda bunları harici ortamlarda yedeklemeni sağlayacak tüm cihazların da üretimi durduruldu. Böylece zaman içerisinde insanlar istese de istemese de her türlü dijital verisini bulutta depolamaktan başka bir alternatif bulamayacaktı. Şimdi ise artık borcun varsa ve hesabında o anda yeterli miktarda para yoksa kalan miktar, sahip olduğun dijital verilere el koyularak tahsil ediliyor. Örneğin dijital biniş kartların, otel rezervasyonun veya yeni aldığın bir bilgisayar oyunu. Yani dijital olarak sahip olduğun ve para edecek ne varsa. Yani kısaca söylemek gerekirse, artık hiçbir şeyin kalıcı olarak sahibi değiliz.”

Serkan “Çok kötü bir şey bu!”

“Daha da kötüsü, para edecek hiçbir dijital varlığın kalmazsa, kişisel fotorğaf ve video albümüne ve belgelerine de el koyabiliyorlar.”

Tuna “Hiçbir şeye aslında sahip olmamak ve sahip olduklarını bir anda kaybedebilme düşüncesi kâbus gibi.”

“Ben bu konuda bir önlem aldım. En azından kişisel albümüm ve belgelerim için harici yedekleme yapabilecen bir cihaz aldım.”

Serkan “Bu yasal bir şey mi?”

“Hayır değil. Ama kimin umrunda. Bu tarz şeyler için her zaman bir yer altı piyasası vardır. İşlerin bu noktaya gideceğini gördüğüm için önlemimi aldım.”

Serkan “Sana sorduğumuz çok iyi olmuş o zaman. Bu cihazdan bize de bulabilir misin?”

Tuna “Bir saniye! Merak ettiğim bir şey var. Her şeyin takip edilebildiği bir ortamda, böyle bir şei nasıl satın alabildin ki?”

“Yedekleme cihazını elden alıyoruz. Ödemesini de, aslında çok ucuz olan bir ürüne değerinin fazlası olacak şekilde yaparak hallediyoruz. Neyse ki hâlâ böyle şeyler mümkün.”

Serkan “Yarın hemen alman mümkün mü? İkimiz için de” diyerek Tuna’nın gözlerinin içine baktı ve onaylıyorsun herhalde gibi bir şekilde başını hafif öne eğdi. Tuna da yine, bir şey söylemeden onaylıyor gibi yine başını hafif öne eğdi.

“Tamam. Yarın yedekleme cihazlarını alıp gelirim. Aynı saatte?”

Tuna “Anlaştık!”

Değer gittikten sonra Serkan ve Tuna biraz daha kaldı ve aralarında konuşmaya başladılar.

Serkan “Değer her zaman işini biliyor. Bu tür şeylerde sürekli bir adım önde.”

Tuna “Doğru. Gerçekten de ona danıştığımız iyi oldu.”

….

Bir sonraki gün Değer, harici yedekleme cihazlarını satın aldığı dükkanın olduğu sokağa gitti. Sokağın başına geldiğinde, dükkanın çevresindeki birkaç kişiyi ve onları sorgulayan polisleri farketti. Uzaktan, polislerin ellerindeki ceza tahsilat cihazlarının sesi geliyordu.

“1500 Lira ceza, hesabınızdan tahsil edildi. İş birliğiniz için teşekkürler!”

Değer, arkasında doğru dönüp uzaklamaya çalışmıştı ancak karşısında iki polis gördü. Polislerden birisi “Merhaba. Bir yere mi gidecektiniz?”

“Hayır, sadece geçiyordum buradan.”

“Üzerinizi kontrol edebilir miyiz?”

Değer, endişelendi. Ancak itiraz da edemedi. “Tabi.”

Polislerden diğeri, tarama cihazını Değer’in üzerinde gezdirmeye başladı. Cihaz, uyarı vermeye başladı. “Cebinizdekini çıkarabilir misiniz?”

Değer, kendisine ait olan harici yedekleme cihazını cebinden çıkardı.

“Hımm. Bu tarz yedekleme cihazlarının alımı ve satımı artık yasak. Bundan haberiniz yok muydu?”

“Hayır, açıkcası yoktu” diye yalan söylemek zorunda kaldı.

“Anladım. O zaman size bu cihazdan dolayı ceza yazmak zorundayım. Lütfen kimliğinizi uzatın.”

Değer, kolunu uzattı. Bileğinde, içinde kişisel kimliğinin bulunduğu şeffaf bir şerit vardı.

“75.000 Lira ceza, hesabınızdan tahsil edildi. İş birliğiniz için teşekkürler!”

Değer’in kan beynine sıçradı adeta. Çünkü o an hesabında 75.000 Lira nakit parası yoktu. O kadar parası da hiç olmamıştı. Dijital varlıklarından bazılarını kaybettiğini anladı. Ama neleri kaybettiğini bilmiyordu.

Polisler, Değer’in elindeki yedekleme cihazını da el koydu ve Değer’i serbest bıraktılar.

Değer, alelalece o sokaktan uzaklaşmaya başladı. Sakin olduğunu düşündüğü bir noktada durdu ve cep telefonunu çıkardı. Kalbi heyecandan hızla çarparken kişisel hesaplarını kontrol etmeye başladı. 75.000 Liralık haciz her şeyini silip süpürmüştü. Kitapları, oyunları, dijital dergi abonelikleri, uygulama abonelikleri gitmişti. Hatta bu bile yeterli olmamıştı. Kişisel albümünün de içi boştu ve albümün girişinde büyük ve kırmızı harflerle şöyle yazıyordu:

“İŞ BİRLİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜRLER!”

 

Ümit Büyükyıldırım
Temmuz 2018

+ Yorum bulunmuyor

Yorum Yaz