İlk Temas (Kısa Öykü)

İlk Temas (Kısa Öykü)


Gözlem ekibi, üçü güvertede olmak üzere toplam 7 kişilik mürettebatıyla rutin araştırmasına devam ediyordu. Atmosfer içi keşif turları çoğunlukla gezegenin karanlık tarafında yapılıyordu. Her ne kadar teknolojileri gelişmemiş olsa da gezegenin yerli türlerinin onları görmelerini istemiyorlardı. Böylece gözlemleri doğal olmaya devam edecekti. Yüzyıllardır olduğu gibi… Bugüne kadar temas kurmadan gözlem yapmayı başarabilmişlerdi. Onları görseler bile ne olduklarına anlam veremeyeceklerine eminlerdi ve anlam verseler de müdahale edebilecek bir teknolojileri olmadığını biliyorlardı. Gezegendeki enerjiyi tarayabiliyor, türlerini sınırlandırabiliyor ve böylelikle ne ölçüde bir teknolojiye sahip olabileceklerini de rahatlıkla tahmin edebiliyorlardı.

Ekibi taşıyan gemi, Ay’ın karanlık tarafından elips şeklinde bir yörünge ile Dünya atmosferine giriş yaptı. Bu sefer, yeni oluşan bir deprem bölgesindeki enerji aktivitelerini kontrol edeceklerdi. Gemi, stratosfere girdikten sonra hızı yavaşlamaya başladı. Ana kumandada, yani orta bölümünde oturan, sağına doğru dönerek telepati ile ne olduğunu sordu. Sağdaki, yine telepati ile “bir şey bizi engelliyor” diye karşılık verdi. Geminin kontrol paneli oldukça sadeydi. Sadece iki yanda, geminin arayüzüne bağlanmalarını sağlayan birer yarım küre vardı ve üç parmaklı büyük ellerini bu yarım kürelerin üzerinde tutuyorlardı. “Taramalarda bir şey görünmüyor” diye yeni bir telepati mesajı geçti ana kumandadakine.

Gemi kademe kademe yavaşlamaya devam etti ve en sonunda durdu. Kaynağını belirleyemedikleri bir şey onları oldukları yerde sabit olarak tutuyordu. Ana kumanda bölümündeki, bu sefer solundaki dönerek geminin ön tarafını açmasını istedi. Geminin teknolojisi ile neler olduğunu içeriden tespit edemedikleri için, etraflarını görerek ne olduğunu anlamaya çalışacaklardı. Bu, pek sık yaptıkları bir şey değildi.

Geminin ön bölümünü şeffaflaştı. Etrafta hiçbir şey görünmüyordu. Sonra birdenbire önlerinde disk şeklinde üç gemi görünür hale geldi. Bunlardan ikisi çaprazlarında, diğeri de tam ortalarında duruyordu. Ortadaki gemi çok düşük bir hızda yaklaşmaya başladı. İki gemi arasındaki mesafeyi 25 metreye kadar indikten sonra durdu. Ve karşılarındaki geminin ön bölümündeki kapaklar içeriden iki yana doğru hareket etti. Şimdi, karşılarındaki geminin içi kısmen görünüyordu ve üç tane insan, büyük bir soğukkanlılıkla onlara bakıyordu. Gözlemledikleri türle ilk kez göz göze gelmişlerdi. Bu canlı türü böyle bir teknolojiye nasıl sahip olmuş ve nasıl gizlemişti? Üçü de şaşkınlık içerisindeydi. Yüzyıllardır gizlice izledikleri canlılar tarafından izlenir hale gelmişlerdi. Sağdaki ve soldaki hem birbirilerine hem de ana kumandadakine baktılar. O sırada telapati ile paniklemiş şekilde bir şeyler söylüyorlardı birbirilerine. Ama kumanda bölümündeki daha sakin bir şekilde acil durum prosedürünü yerine getirmek üzere önündeki panele baktı. Daha önce orada olmayan bir yarım küre daha belirdi. Bu seferki diğer iki yarım küreden biraz daha büyüktü. Sol elini bunun üzerine koydu ve telepati yoluyla en yakındaki birime acil durum mesajını iletti:

“FARKEDİLDİK.”

“VE ÖNEMLİ BİR SORUNUMUZ VAR!”

 

Ümit Büyükyıldırım
Ağustos 2018

+ Yorum bulunmuyor

Yorum Yaz