İnsanlar her şeye alışabilir ve uyum sağlayabilir

İnsanlar her şeye alışabilir ve uyum sağlayabilir


İnsanların yeni durumlara karşı verdiği tepkiler, şartların sunduğu seçeneklere ve seçenek yokluğuna göre değişebilir.

Seçme şansı varsa, değişime direnç

İnsanlar, seçme şansları olduğunda değişimlere karşı direnebilir, yeni durumları kabullenmeyebilirler, konfor alanı olarak tanımlanan, kendilerini rahat hissettikleri bölgeden çok sık çıkmak istemezler. Bunun en belirgin örneklerinden birisi, sosyo-kültürel değişimlere karşı gösterilen dirençtir.

Alvin Toffler’ın Üçüncü Dalga kitabında tanımladığı İkinci Dalga’yı temsil eden endüstri toplumunda yaşamının çoğunu geçiren bir birey, Üçüncü Dalga’yı temsil eden bilgi ve teknoloji toplumunun yeni standartlarına karşı direnebilir, hem aile içinde hem de toplumsal alanda sosyo-kültürel bir çatışma yaşanabilir.

Seçme şansının olduğu durumlarda konfor alanlarını daha sık terkedebilenler, uyum sağlama konusunda daha başarılılardır.

Seçme şansı olmadığında alışmak ve uyum sağlamak kaçınılmaz

İnsanoğlu, uyum sağlama konusunda oldukça başarılı canlılardır. -50 derecelik soğuğun olduğu yerde de, 50 derecelik sıcağın olduğu yerde de yaşayabilir. Ama asıl uyum becerisi, seçeneklerin olmadığı durumlarda ortaya çıkar. İnsanlar, seçme şanslarının olmadığı durumlarda, şartlar ne kadar farklı, ne kadar kötü olsa da yeni duruma alışarak bir şekilde uyum sağlarlar.

Berlin Kuşatması’ndaki Alman kadınları

II. Dünya Savaşı’nın son günlerinde, Almanya’nın Berlin şehri Rus ordusunun kuşatması altındaydı. Şehir her gün bombalanıyor, sokaklarda çatışmalar yaşanıyordu. Bu son günlerde, kuşatmanın olduğu bölgeden çıkmaya çalışan Alman kadınlarının, çatışmalar ve yıkım karşısındaki soğukkanlı durumu dikkat çekiciydi. Korku gitmiş, yeni duruma alışılmıştı belli ki. Bulundukları yerde saklanmak yerine çatışma bölgelerinden geçmeyi tercih ediyorlardı. Dışarıda iki el silah sesi duyduğumuzda bile “aman camdan uzak dur” refleksini gösterdiğimizi düşününce, durumun farklılığı ve sağlanan uyumun boyutu sanırım anlaşılabilir.

II. Dünya Savaşı’nda, Berlin sokaklarındaki Alman kadınları

Koronavirüs salgının özellikle ilk 2-3 haftasında yaşanan endişenin ve %1’lere kadar düşüren eve kapanma durumunun ardından insanlar giderek daha fazla sokağa çıkmaya başladı. Çünkü zaman içerisinde virüs korkusu aşılmaya, yeni duruma alışılmaya başlanmıştı. Esnaf için dükkanını açmak, sıkılan birisi için dışarıda hava almak daha önemli hale geldi.

Askerlikte bireysellikten standarda

Askerde, bireysel yaşamınızda alıştığınızdan farklı olarak standart ve kolektif bir yapı hakimdir. Herkes aynı yerde yemek yer, aynı kıyafetleri giyer, aynı yerde uyur, aynı şeyleri yapar. Bireysel olarak kendine has karakteri olan birçok farklı insan, kolektif bir yapının standart bir parçasına dönüşür. Başlangıçta zorlansanız da bir süre sonra yeni duruma alışmaya başlarsınız. Her şeyin standart olduğu bu ortamda bireyselliğiniz, kolektif özellikleriniz tarafından baskılanır.

Bombalı saldırılar ve terör dönemi

Türkiye, terörle olan sorununu 40 yıldır çözememiş bir ülke. Ancak bu terör genellikle kırsal kesimlerde veya dağlık alanlarda gerçekleşirdi. 2016 yılında ise terör, büyükşehirlere kadar inmişti. Bu, daha önce alışılmadık bir durumdu. Neredeyse her hafta bir bombanın patladığı ya da patlamasından endişe edilen bir ortam vardı. Bu yeni tehdide karşı çeşitli güvenlik önlemleri alındı. Bunlardan en yaygın olanı da metro ve metrobüs duraklarındaki metal dedektörleri, polis nöbetleri, kimlik kontrolleri ve üst aramalarıydı. Bu durumun bir seçeneği yoktu ve zamanla bu yeni normale alışıldı. Zaman içerisinde bu tehdit ortadan kalkınca önlemler gevşetildi. Geriye sadece metal dedektörleri kaldı. Şimdi ise bu yeni ama aslında eski olan durumumuza geri döndük ve o günleri hatırlayınca, yaşananlar biraz tuhaf geliyor.

Ekonomik kriz ve gıda enflasyonu

Türkiye ekonomisinde özellikle 2018’deki dolar krizi ve gıda enflasyonu sonrasında yaşanan durum, hanehalklarının tüketim alışkanlıklarını değiştirdi.

  • Market markalı ürünlerin talebi arttı.
  • Evlerde yoğurt, salça, reçel turşu ekmek yapımı başladı.
  • Poşetler parayla satılmaya başlandığı için bez çantalar yanda taşınan standart bir nesne haline geldi.

Kısaca, insanlar her ne kadar durumdan hoşnut olmasalar da insanlar ekonomik olarak çözümsüz kaldıkları için yeni duruma alışmaya başladılar. Paranın değer kaybı ve yüksek enflasyona karşı uyum stratejileri geliştirdiler.

Koronavirüs Salgını

Şu sıralar hâlâ içinde bulunduğumuz Koronavirüs Salgını da bizi seçeneksiz bırakıtğı için birçok alışkanlığımızı hızla değiştirdi.

  • Neredeyse 24 saatin tamamının evlerde geçirildiği, yeni bir bir yaşam şekli kuruldu.
  • Evde spor yapılmaya başlandı.
  • Beyaz yakalı işlerinin çoğu evlerden halledildi. Görüşmeler zoom benzeri online görüntülü toplantı yazılımları üzerinden yürütüldü.
  • İş yapma ve alışveriş şekli yeni duruma uyarlandı.
  • Dışarıda olanlar maske kullanmaya başladı. Toplu taşıma ve marketlerde maske zorunluluğu geldi.
  • Hareket özgürlüğü kısıtlandı.

Belki de birkaç ay önce bunların olacağı söylense herkes tepki gösterir, bu tarz şeylerin kabul edilemeyeceği söylenebilirdi. Ancak salgının seçeneksiz bıraktığı ve yasal kısıtlamalar getirilen bir ortamda yeni duruma alışıldı, uyum sağlandı. Elbette, yukarıda daha önce bahsettiğim gibi korkunun aşılması faktörü de virüsle yaşamaya alıştırdı. Şu an insanları çoğunlukla evde tutan şey yasal kısıtlamalar.

Alışılan değişimlerin kalıcılığı

Değişimlere uyum sağlansa da, genellikle etkileri kalıcı olmaz. Örneğin, askerden geldikten sonra sabahın 5’inde uyanıp, yatağımı hilet gibi toplamaya başlamıştım. Ancak bu alışkanlık bir hafta 10 günlük bir süre içerisidne adım adım değişti. Çünkü artık seçeneğim vardı.

Metro ve metrobüslerde alınan yoğun güvenlik önlemlerinin de hasretini pek çektiğimizi sanmıyorum.

Koronavirüs dönemindeki yeni alışkanlıklarımızın bir kısmı bir süre kalsa da, çoğunun eski haline döneceğine eminim.

Özetle, insan seçeneği olduğunda değişime karşı direnç gösterse de seçeneği olmadığında uyum sağlıyor ve yeni duruma alışıyor. Ancak bu durumlar değiştiğinde alışkanlıklar elbetet kalıcı olmuyor. Çünkü insan yine yeni duruma uyum sağlıyor.

1 yorum

Yorum Yaz

+ Leave a Comment