Kendi kendine çalışma ve öğrenme metodu

Kendi kendine çalışma ve öğrenme metodu


Öğrenmenin etkili metodu yaşayarak, deneyimleyerek öğrenmektir. Bir öğretici, yani öğretmen yardımı ile öğrenme ise en yaygın yöntemdir. Ancak her iki yöntemin de uygun olmadığı koşullar söz konusu olarak kendi kendine çalışma ve öğrenme metodu uygulanabilir. Ben bu yazıda, kendi deneyimlerimden yola çıkarak bu alternatif çalışma ve öğrenme yöntemini anlatacağım.

Her şeyin başlangıcı

Hayatımın çeşitli dönemlerinde kendi kendine çalışma ve öğrenme metodunu uygulamadım. Benim için bu yöntemin başlagıcı 2000 yılına dayanıyor. O dönem, Garanti Teknoloji’de, IBM’in çağrı merkezinde çalışıyordum. Yaptığım işin, kişisel gelişimime hiçbir faydası yoktu. Bunu kısa sürede anlamıştım ve farklı bir şeyler yapmak istiyordum. Özellikle de İnternet’le ilgili bir şeyler yapmak istiyordum. O dönem Türkiye’de İnternet çok yeniydi. Hatta insanların evlerinde bilgisayar bile pek bulunmuyordu. Ben de o kısıtlı web dünyasında siteler tasarlamak istiyordum. Yani web tasarımcısı olmaya karar vermiştim. Zaten bir yıl kadar önce de bir şeyelr yapmaya başlamıştım. Microsoft’un Fronpage Express’ini kullanarak sayfalar tasarlıyor ve kendi amatör sitelerimi yapıyordum. Ama ortaya çıkan sonuç çok amatörceydi. Ben de bunu profesyonelce yapmayı kafaya koymuştum. Ancak o dönem şöyle bir şanssızlık vardı. Dediğim gibi; Türkiye’de İnternet henüz çok yeniydi ve web tasarımı konusunda ihtiyacı karşılayacak içerik yoktu. Etrafınızda bir şeyler sorabileceğiniz birileri de yoktu. Çünkü zaten bilgisayar kullanan kişi sayısı bile çok çok azdı. Hatırladığım kadarıyla o dönem bunun kursu da yoktu. Yani bir şekilde bunu kendim başarmak zorundaydım.

Garanti Teknoloji’de, firmanın intranet, yani iç ağ sayfalarını tasarlayan kişi ile aynı servisteydim. Bir gün ona “web tasarımcısı olmak istiyorum, ne tavsiye edersiniz?” diye sordum. “Bir HTML, bir de Photoshop kitabı al, bunları öğren.” Evet, söylediği sadece bundan ibaretti. Nasıl bir dönemmiş siz hayal edin. Ama neyse ki bu konuyla alakalı teknik kitaplar yok değildi. Sistem, Alfa ve Pusula Yayıncılık gibi firmalar, İngilizce bilişim kitaplarını Türkçeleştirip satıyordu. Ben de biri HTML ve arayüz geliştirme, biri de Photoshop için olmak üzere tuğla gibi iki kitap aldım. Şansım şuydu ki, özellikle HTML ve arayüz geliştirme ile ilgili kitap (HTML, CGI, WRML, SGML, JAVA Unleashed) çok çok iyiydi. Hergün, işteki boş vakitlerimde ve işten geldikten sonra saatlerde bu iki kitabın yardımıyla çalışmaya başladım. Her anlatılanı mutlaka uyguluyordum. Yani okuyup geçmiyordum. Sindire sindire ilerlediğim ve kendime sağlam bir temel oluşturduğum bir süreç oldu. Yaklaşık 8 ay süren bu süreç sonunda profesyonel sayfalar üretmeye başlamış, hatta bu işten para da kazanmaya başlamıştım. Bu sayde IBM’deki işimden ilk yılın sonunda ayrıldım ve web siteleri tasarlamaya başladım. Benim, bundan 19 sene önce ayırdığım 8 ay, ilerleyen yıllarda tüm hayatımı doğrudan etkileyen bir yatırım oldu.

İngilizce öğrenme

Kendi kendine çalışma ve öğrenme metodu, İngilizce öğrenmem konusunda da oldukça yardımcı oldu. Eğitim hayatım boyunca kaliteli bir İngilizce eğitimi almadım. Buna ilave olarak, kendim de öğrenmek için çok istekli değildim. Oynadığım oyunlar, izlediğim filmler, kullandığım bilgisayarda gördüğüm terimler, cümleler vs. bir aşinalığım ve temel düzey bilgim vardı ama daha fazlasına ihtiyaç duymaya başladım. Zaman içerisinde önemini de kavrayarak buna yatırım yapmaya karar verdim.

Lise dönemi sonrasında özel bir kursa başladım. İki ay kadar gitmiştim. Kurs, haftanıın 4 günü, günde 3 saatti. Eve geldiğimde üç saat de ben çalışıyordum. Oldukça istekliydim ve kolay öğreniyordum. Kısa sürede ilerledim. Ancak devam ettiğim sınıfta, herkesin benim kadar istekli olmadığını, olaya bir eğlenceye döndürdüklerini farkettim. Üçünü ayda devam etmek istemedim. Keşke edebileceğim bir ortam olsaydı. Sadece iki ayda bile bu kadar ilerlemişken, bir yılda bu işi büyük ölçüde halletmiş olurdum. Fakat dediğim gibi, sınıfta öğrenme isteği yoktu, benim de boşa harcayarak param yoktu. Olaydan soğumuştum.

Aradan yıllar geçince yeniden İngilizce konusuna kaldığım yerden devam etmeye karar verdim. Ama kursa gitmek istemiyordum. Yaşadığım deneyim aklımdaydı. Kursun bir disiplin ve devamlılık kazandırdığı bir gerçekti. Ancak kursa devam edenlerin de seninle aynı heyecanı paylaşması gerekiyordu. Aksi halde para israfı olurdu. Bu yüzden kendi kendime çalışmaya karar verdim. Yanlış hatırlamıyorsam 4 ay kadar bir süre, kendi kendime çalışarak İngilizcemi bir seviye daha yukarı çıkardım. Yani kabaca Intermediate (orta düzey) İngilizce düzeyine gelmiştim. Pratik yapmak amacıyla 4 gün kadar da birkaç turist arkadaşımı İstanbul’da gezdirdim. Temel iletişimi kurabilecek hale gelmiştim.

Yine yıllar sonra, bu yazıya göre yakın dönemde yeniden, kendi kendime çalışarak İngilizce seviyemi geliştirdim. Yine 4 ayımı harcamış ve bu sefer biraz daha yoğun bir emek sarfetmiştim. Böylece İngilizcemi Advanced (İleri) seviyesinin sınırlarına dayandırdım. Yani aslında İngilizceyi, iki aylık kurs dönemini bir yana bırakırsak kendi kendime çalışarak öğrendim diyebiliriz. Başlangıçtaki o kursun da yardımı oldu elbette.

Kendi kendine öğrenmeye devam

Hayatımın farklı dönemlerinde hem mesleki hem de kişisel gelişim için kendi kendine çalışma ve öğrenme metoduna sıklıkla başvurdum. Zaten bunu bir kez uyguladıktan sonra, bir başka şey için yeniden uygulamak daha kolay oluyor. Çünkü çalışma yöntemini öğrenmiş ve öz disiplin kazanmış oluyorsunuz.

Kişisel deneyimlerden sonra şimdi de başkalarının kendi kendine çalışma ve öğrenme metodunu uygulaması (veya uygun değilse uygulamaması) için metoda sistematik bir yaklaşımla bakalım.

Kendi kendine çalışma ve öğrenme kimler için uygundur?

Ben, kendi kendine öğrenme metoduna öncelikle mevcut şartların başka seçenek bırakmaması için başvurmuş, sonra da bu yönteme alıştığım için daha sık uygulamıştım. Ancak başkaları için farklı sebepler olabilir.

  • Yeterli boş zamanı olmayanlar,
  • Kurs için yeterli bütçesi olmayanlar,
  • Kontrollü olarak ilerlemek isteyenler,
  • Kendi kendine öğrenmeyi daha verimli bulanlar,

kendi kendine çalışma ve öğrenme metodunu uygulayabilirler. Açık Öğretim de, kendi kendine çalışma metodu için gösterilebilecek en iyi örneklerden birisi aslında.

Kendi kendine çalışma için uygun yöntem nedir?

  • Zaman ayırma: Zaman ayırmadan bir şeyler öğrenmek pek mümkün değil. Yani “şöyle bir göz gezdireyim, hızlı bir şekilde bir şeyler kapayım” diye düşünüyorsanız, muhtemelen şevkiniz kırılacaktır. Çünkü o kadar kolay olsaydı herkes bir şeylerin uzmanı olurdu. İlgilendiğiniz konunun, ne kadar sürede öğrenildiğini araştırın ve ayıracağınız sürede ne kadar ilerleyeceğinizi hesaplayın. Eğer ne kadar çalışmanız gerektiğini tam olarak bilirseniz, günlük çalışma sürenizi artırarak süreci hızlandırmanız da mümkün olur.
  • Ön araştırma: Kendinizi geliştirmek veya öğrenmek istediğiniz konuyla ilgili bir müfredat iskeleti oluşturmanız gerekiyor. Yani ilgilendiğiniz konunun ana hatlarını bilmelisiniz ki, zaman içerisinde detaylarını çalışıp öğrenebilesiniz. Eğer elinizde bir yol haritası yoksa bol bol, rastgele kaynak taraması yapmanız gerekir. Siz araştırdıkça konunun ana hatlarına hakim olmaya başlayacaksınız.
  • Devamlılık: Kendi kendine çalışmanın en kritik yanı, devamlılığı sağlayabilmek. Kararlı olup, en azından belli bir dönem devamlılık sağlayamayacaksanız, kendi kendine çalışma ve öğrenme sistemi sizin için uygun olmaz. Yani öz disiplin sahibi olmanız veya bu meziyeti kazanmanız gerekiyor.
  • Uygun çalışma ortamı: Kendi kendine çalışma, odaklanma gerektirir. Bunu sağlayabileceğiniz bir ortamda çalışıyor olmalısınız ki, çalışmanızdan verim alabilesiniz.
  • Ufak ilerleme noktaları oluşturmak: Kendi kendine çalışırken öz disiplin kadar motivasyon da önemlidir. Devamlılık sağlayabilmek için, belli aralıklarla ilerlediğinizi görmek istersiniz. Örneğin İngilizce çalışırken, çalıştığınız konularla ilgili haftalık sınavlar ve aylık olarak yapacağınız genel deneme sınavları ne kadar ilerlediğinizi gösterir. Böylece devam etmek için ihtiyacınız olan motivasyonu kazanırsınız.

Kendi kendine çalışmanın avantajları

Kendi kendine çalışma benim için esnek bir zaman yönetimi ve kısa sürede etkili sonuç almak için cazip bir yöntem. Yani çalışma şeklini ve yoğunluğunu kendim ayarlayabildiğim için, zamandan tasarruf edebilirim. Örneğin, bir kusa devam ederek bir yılda öğrenebileceğim bir konuyu, kendi kendime çalışarak 3-4 ayda da öğrenmem mümkün. Bu yöntem aynı zamanda oldukça da ekonomik.

Kendi kendine çalışmanın dezavantajları

Yazının en başında söylediğim gibi; öğrenmenin en etkili yöntemi bu değil. Aynı zamanda herkes için uygun olmayabilir. Öz disipline sahip olmayan, çabuk sıkılan, motivasyon sağlayamayan ve bu yöntem hakkında hiçbir bilgisi olmayan bir kişi kendi kendine öğrenme yöntemi uygun olmayacaktır. Bu yöntemle daha hızlı öğrenilebileceği gibi, karmaşık bir konudaki öğrenme süresini de uzatabilir.

Sonuç olarak; öz disipline sahip, öğrenmenin yöntemini öğrenmiş veya öğrenmek isteyen kişiler için kendi kendine çalışma ve öğrenme yöntemi, hayatları boyunca faydalanabilecekleri bir yöntem olabilir.

1 yorum

Yorum Yaz

+ Leave a Comment