Silikon Vadisi temalı dizi: Halt and Catch Fire

Silikon Vadisi temalı dizi: Halt and Catch Fire


Sınırlı sayıdaki; “teknoloji girişimciliği konusunda ilham verebilecek film, dizi ve belgeseller” arasına bir yenisi katıldı: Halt and Catch Fire. Adını bir bilgisayar komutu olan Halt and Catch Fire’dan alan dizi, bende en son Silikon Vadisi Korsanları filminden aldığım hazzın bir benzerini yaşattığı için bahsetmeye değer buldum.

Halt and Catch Fire’ın konusu

Halt and Catch Fire; 80’lerde yaşanan kişisel bilgisayar ve internet devrimi konu alan kurgusal bir dizi. Amerikan dizi kanalı AMC tarafından yayınlayanan dizinin ilk sezonu 1983 yılında Texas’daki Silicon Prairie‘deki Cardiff Electric isimli bir şirkette başlıyor. Vizyoner bir pazarlamacı olan Joe MacMillan (Lee Pace), yetenekli ama görmezden geldiği için tükenme noktasına gelmiş yetenekli bir mühendis Gordon Clark’ı (Scoot McNair) ve başına buyruk yetenekli  yazılımcı Cameron Howe’yi (Mackenzie Davis) Cardiff Electric çatısı altında birleştirerek, onları yeni bir bilgisayar modelinin geliştirilmesi projesine dahil eder.

Halt and Catch Fire

Projenin amacı IBM’e rakip olabilecek, ondan daha ucuz, daha hızlı ve daha hafif bir bilgisayar üretebilmektir. İşe öncelikle IBM’in bir modeli üzerinden ters mühendislik yoluyla BIOS kopyalaması yaparak başlarlar. Ancak daha sonra bundan vazgeçerek herşeyi sıfırdan tasarlamaya karar verirler. Gordon Clark, kendine tahsis edilen ekiple bilgisayarın donanımını tasarlayıp çeşitli fiziksel güçlüklerle başa çıkmaya çalışırken, yazılımcı Cameron da BIOS kodunu sıfırdan yazmaktadır.

Bu zorlu görevdir çünkü projenin başındaki Joe MacMillan, bilgisayarın taşınabilir boyut ve ağırlıkta olmasını istemektedir ve önlerinde ilk Comdex Fuarı’nda bir prototip gösterme hedefleri vardır. Dizinin ilk sezonu bu projenin mücadelesi ile geçer.

İkinci sezon ise iki yıl sonrasında, 1985’te geçiyor ve kişisel bilgisayarlardan ziyade yeni başlayan internet devrimini konu alıyor. İlk sezona göre biraz daha yavaş tempoda geçmekle birlikte internetin, bizim Türkiye’de göremediğimiz evrelerini yansıtması bakımından hayli ilgi çekici. Her iki sezonda geleneksel şirketlerin teknoloji ile birlikte geçirdiği evrime de tanık oluyoruz.

Halt and Catch Fire - Joe MacMillan

Halt and Catch Fire – Joe MacMillan

Proje lideri, vizyoner pazarlamacı Joe MacMillan

Dizinin ana karakteri Joe MacMillan, trendleri görebilen, vizyoner, kendinden emin ve sıradışı bir pazarlamacı. Kendisini Cardiff Electric’te işe aldırırken cv’si yerine son maaş bordrosunu göstermesi de bu yöntemlerden birisi. Her zaman bir adım sonrasını görebilen ve akılcı kararlar alan Joe MacMillan, yetenekli insanları bir araya getirme, yatırımcı bağlantıları bulma, etkili ürünü kurgulama ve elindekini pazarlama konusunda oldukça yetenekli birisi.

Özellikle vizyonerliği konusunda zaman zaman Steve Jobs’la benzerlikler taşıdığını hissettiriyor. Ancak dizide teknolojiye yön veren Apple veya Microsoft gibi şirketlerden bir basamak aşağıda kurgulandıklarını da net olarak görüyoruz. Örneğin ilk sezondaki Comdex Fuarı’nda, Apple’ın yaptığı lansmanda Macintosh‘un grafik arayüzünü ve konuşmasını gören Joe, hayretler içerisinde kalıyor. Bu sahneden, bu kadarının onun vizyonunu aşan bir durum olduğunu anlıyoruz. Joe MacMillan’ın istikrar sorunu ve zaman zaman yaşadığı gel-gitleri ise onun tek dezavantajı.

İkinci sezonda Westgroup’un başındaki Jacob Wheeler’ın Joe MacMillan için söyledikleri, hem Joe’yu, hem de onunla benzer karaktere sahip olan insanları anlamlandırmak adına müthiş bir analiz niteliğinde:

“Bildiğin gibi Westgroup büyük bir işletme. Nitekim, bu büyüklükteki bir şirketin yoksun olduğu yegâne şey açlıktır. Burada herkesin karnı tok, sırtı pek. Ama senin? Hiç tatmin olmayan biri izlenimini uyandırdın bende. Mutlu değilsin, yani bunu paraya çevirebilirim.”

Diğer Karakterler

Dizi üç ana karakterin hikayesi üzerine kurgulanmış: Joe MacMillan, Gordon Clark ve Cameron Howe. Dizinin ilerleyen bölümlerinde Gordon Clark’ın eşi Donna Clark’ın da (Kerry Bishé) projeye dahil olması ile bu sayı dörde çıkıyor diyebiliriz.

Halt and Catch Fire

Gordon Clark, yetenekli ancak görmezden gelinmiş bir donanım tasarımcısı iken Joe MacMillan’ın sayesinde yaşamı anlam kazanıyor. İlk sezonun ardından karakterler, çeşitli kazanımları ile ikinci sezonda yollarına devam ediyorlar. Yetenekli bir programcı olan Cameron Howe de ikinci sezondaki ağ yönetimi ile kendi girişiminin savaşını veriyor. Cameron Howe’nin de genel olarak tutarsız bir karakter olduğunu söylemek mümkün. Olur olmaz zamanlarda patlama yaşayan Gordon ve tutarsız Cameron arasında dengeyi bulan her zaman Joe oluyor ve onlara bir şekilde yön veriyor.

Satış müdürü rolündeki John Bosworth (Toby Huss) da 50’li yaşlarının ortasında, tüm bu değişime ayak uydurmaya çalışan bir karakter. Geri kalan karakterler de şirket ve sermaye sahipleri, çalışanlar ve girişimciler. Yani o dönemin şirketleri ve girişimlerinde en alt basamaktan en üste kadar her örnek karakterden bir tane mutlaka görüyoruz.

Bu dizi bize ne anlatıyor?

Herşeyden önce ABD’deki teknoloji girişimciliğin kalbi Silikon Vadisi’nde atıyor olsa bile bu girişimcilik ruhunun, ülkenin farklı noktalarına da yayılmış olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda “garaj kültürü” olarak tabir edeceğimiz doğal girişimcilik ofislerinin/atölyelerinin o dönemde ne kadar yaygın olduğunu görüyoruz.

Bu tarz şirketlerin ve girişimlerin her yeni üründe rakibini kopyalaması veya fikir hırsızlığı yapması da sık görülen bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Bunlar Apple’ın ve Microsoft’un hikayelerinde de yaşanan gelişmeler (Xerox’un fikrini Apple, Apple’ınkini Microsoft kopyalamıştı). Dizide bir teknoloji girişimcisinin görebileceği, neredeyse tüm detaylar  mevcut. Rekabet, ürün tasarımı, hisse alım-satımı, yatırımcı arayışı, ekip yönetimi, şirket satın alımı ve bireysel çıkış (exit).

İki sezonu geride bırakan dizinin IMDB’deki puanı (8,2) oldukça yüksek görünüyor. Teknolojinin ve internetin Türkiye’deki evrimine bizzat tanık olmuş birisi olarak ben bu diziyi oldukça beğendim. Teknoloji girişimciliğine meraklı ve bu konuda deneyimi olan herkesin de beğeneceğini düşünüyorum. Dizinin bölümlerine altyazılı olarak TLC’nin sayfasından ulaşabilirsiniz.

+ Yorum bulunmuyor

Yorum Yaz