Dürüstlüğün ve şeffaflığın rahatlığı

Dürüstlüğün ve şeffaflığın rahatlığı


İnsan ilişkileri açısından çok kritik bir dönemden geçiyoruz çünkü insan doğallığı giderek kayboluyor. Güven kazanmak zorlaştı. Onu devam ettirmekse daha da zor. Kendi deneyim ve gözlemlerime dayanarak sizi, insan ilişkilerinde rahat ettirecek bir öneride bulunayım: Dürüst ve şeffaf olmak.

Dürüst olmanın rahatlığı

Yalan söylemek, dünyanın en eski alışkanlıklarından birisi olsa gerek. Eğer bu alışkanlığa sahipseniz, bugüne kadar oldukça faydasını görmüşsünüzdür demektir. Ama kaçırdığınız bir nokta olabilir. İnsanlar doğrudan söylemiyor olsa bile, dürüst olmadığınızı er geç anlayabilirler. Yalan söylemek risklidir. Çünkü yalan söyleyerek geride sürekli iz bırakırsınız. Dürüst olmaksa gayet rahatlatıcı bir alışkanlıktır. Hem siz hem de karşınızdaki insan zihnen daha rahat olur.

Buradaki dürüstlüğün derecesini iyi anlamak lazım. Jim Carrey’nin “Yalancı Yalancı” filmindeki gibi her şeyi apaçık ortaya dökmenizi kastetmiyorum tabi ki. Yani, ideal olan aklınızdan her geçeni söylemeniz değil. Kastettiğim şey, bariz şekilde yalan söylememek ve insanları kandırmamak.

Yalan söylerseniz, er geç ortaya çıkar

Yalan söyleme konusu ile ilgili yaşadığım bir örneği vermek istiyorum (isimleri belirtmeyeceğim). Bir LinkedIn paylaşımında, bir arkadaşımın firması ile bir başka firmanın işbirliğinin başarı hikayesine dair bir yazı gördüm. Bu başarı hikâyesindeki detayları blogumdaki bir yazıda kullandım ve her iki firmayı da etiketleyerek paylaştım. Bunun üzerine arkadaşım, işbirliği yaptıkları firmadan, yazıyı kaldırmamı talep ettiklerini belirtti. Açıkcası bu durum hiç hoşuma gitmemiş ve mantıklı da gelmemişti. O firmanın genel müdürünü de tanıdığım için doğrudan kendisine yazdım. Böyle bir durumdan haberdar olmadığını belirtti. Ben de bu bilyi arkadaşımla paylaştım. Buna karşılık olarak o firma aralarının açık olduğunu adlarının onlarla anılmasını pek istemediklerini belirtti. Ama o zaman neden başarı hikayesini yayınlamıştı ki? Ben de bu soruyu sordum. Tatmin edici bir yanıt alamadım. Bir süre yayınlamayalım dedi. Ben de kendisini kırmadım.

Aradan aylar geçti. Yazıyı yayınlama konusunu tekrar sordum. Hala aralarının açık olduğunu söyledi. Başarı hikayesinin sitelerinde neden durduğunu sordum, biz onu kaldırdık dedi. Siteye tekrar girip baktığımda yazının orada olduğunu gördüm. Açık bir şekilde yalan söylüyordu. Farklı konularla ilgili buna benzer ifadeleri daha önce de olmuştu ama yalan söylediğinin farkında değildim. Şimdi ise açık bir şekilde kanıtlanmıştı. Muhtemelen daha önce de yalan söylediği olnuştu ve bundan sonra da söyleyecekti. Buna karşılık ne mi yaptım? Yazıyı yayına aldım. Siz dürüst olmazsanız, başkalarından da dürüstlük bekleyemezsiniz.

Şeffaflığın rahatlığı

Şeffaflık da dürüstlük kadar rahatlatıcı bir alışkanlıktır. Ama önemli bir detayı da baştan belirteyim. Burada özelinizi ve ticari sırlarınızı vs ortaya serecek bir şeffaflıktan söz etmiyorum. Kastettiğim şey; insanları ve çevrenizi kendinizle ilgili bazı önemli detaylardan haberdar etmek. Bu detaylar neleri sevdiğiniz, hayata bakışınız, tutkularınız, planlarınız ve hatta daha fazlası da olabilir.

Şeffaf olmak rahatlatıcıdır. Aynı zamanda doğallığı beraberinde getirdiği için insanların size olan güveni de artar. Kime daha çok güvenirsiniz? Sırlarla dolu birine mi, yoksa çoğu şeyini gizlemeden paylaşan birine mi?

Ben, kendi blogumdaki yazılarımda mümkün olduğunca bu şeffaflık ilkesine uymaya çalışıyorum. Yazılarımda fırsat buldukça kendi deneyimlerimden ve hangi konuyla ilgili olarak ne hissettiğimden bahsediyorum. Yazılarımın çoğunu okuyan bir kişi, benim hakkımda kabaca da olsa fikir sahibi oluyor.

Bunun tersi olduğunda durum şöyle işler. Gizlenen şeyler genellikle rahatsızlık yaratır. Siz bir şeyleri gizledikçe insanlar gizlediğiniz şeylerle ilgili teoriler üretmeye başlarlar. Böylece tek bir gerçek varken, birden fazla alternatif ortada dolaşmaya başlar. Bununla ilgili olarak da eskiden çalıştığım bir şirketten örnek vereceğim.

Daha önce çalıştığım şirketlerden birinde bir değişim süreci yaşanıyordu. Firma ya kapanacaktı ya bir başka şirketle birleşecekti ya da değişim geçirecekti. Bununla ilgili süreç devam ederken insanlar üst yönetim tarafından bilgilendirilmediler. İnsanların kendileri ile ilgili bir süreci merak etmesi gayet doğaldı. İşleri ve gelecekleri söz konusuydu. Ancak firma üst yönetimi bu profesyonelliği gösteremedi. Bilgi almaya çalışanlara da pek hoş şekilde yaklaşılmadı. Sonrasında ne olduğunu tahmin edersiniz. İnsanlar sürekli olarak teoriler üretmeye ve sahte duyumlar yaymaya başladılar. Oysa ki yapılması gereken çok basitti. Çalışanlara toplu eposta veya açık toplantı yoluyla genel bir bilgilendirme veya süreç içerisinde düzenli güncellenen bir bilgilendirme yapılabilirdi. Bunun güzel örnekleri var. Birini şurada görebilirsiniz.

Aynı şirkette bireysel olarak dürüst ve şeffaf bir yaklaşım sergiledim. Bir şeyi yapmadığım veya unuttuğum zaman bir şeyler uydurmadım. Bana bir iş teklifi geldiği zaman bile bunu genel müdürümle paylaştım. Bu dürüstlük ve şeffaflık tutumu benim en öne çıkan meziyetim haline gelmişti. Öyle ki, imzalaması gereken bir belge uzatıldığında her zaman kontrol eder ama ben belge getirdiğimde bakmadan imzalardı. Bu, adı konuşmamış bir “sana güveniyorum” mesajıydı. Yani, ben bu dürüst ve şeffaf yaklaşımın çok faydasını gördüm orada. Şansım şuydu ki, kendisi dürüstlüğe çok önem verirdi. Ama bir önceki örnekte belirttiğim üzere şeffaflık konusunda kendisi çok istekli değildi.

Sonuç olarak; dürüst ve şeffaf olduğunuzda hem siz hem de karşınızdakiler rahat edersiniz. Deneyin, epey faydasını göreceksiniz 😉

+ Yorum bulunmuyor

Yorum Yaz